<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>garfi &#8211; Senatsal</title>
	<atom:link href="https://www.senatsal.com/author/garfi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.senatsal.com</link>
	<description>Kitap, Sinema, Tiyatro ve Dizi Üzerine</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Nov 2020 21:21:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.4.15</generator>

<image>
	<url>https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/cropped-senatsal-favicon-32x32.png</url>
	<title>garfi &#8211; Senatsal</title>
	<link>https://www.senatsal.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Biz Özendik mi Bir Başkadır</title>
		<link>https://www.senatsal.com/bir-baskadir-dizi-incelemesi/</link>
					<comments>https://www.senatsal.com/bir-baskadir-dizi-incelemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[garfi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2020 20:41:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.senatsal.com/?p=393</guid>

					<description><![CDATA[<p>Netflix yerli yapımlara el atmaya başladığında hepimiz “as bayrakları as as” dedik ve merakla işin nereye gideceğini bekledik. Maalesef önümüze sunulan işler yerli yapımı bandrolü taşısa da aslında gerek senaryo gerek replikler olsun bildiğimiz Amerikan özentisi işlerden öteye geçemedi. Üst üste çıkan fiyasko dizilerden sonra tamda ümidi kesmiştik ki beklenmedik bir şey oldu. Masum dizisinin senaryosunu kaleme alan Berkun Oya bir bölüm dizi çekip Netflix’ e götürdü ve başarılı bulan bu bölüm sonucunda tamamen bizden çıkma senaryoya sahip “Bir Başkadır” dizisi ortaya çıkmış oldu. Evet böyle diyorum çünkü Netflix diğer yapımlarda senaryoya fazlasıyla dahil olmuşken bu yapımda senaryo tamamen Berkun Oya’nın kaleminden çıkma. Bu durum zaten dizide kendisini fazlasıyla hissettiriyoruz. İstedik mi süper işler yapabildiğimizi zaten “Masum” ve “Şahsiyet” gibi işlerle kanıtlamıştık ki “Bir Başkadır” bunun altına atılan imza olmuş oldu. Bir Başkadır &#8211; Spoiler Alert Güzel işlerin reklama ihtiyacı olmaz, sağlam ürün kendini sattırır derler. “Bir Başkadır” bunun canlı kanıtı. Dizi çıktığı 12 Kasım gününe kadar muhtemelen kimsenin doğru düzgün varlığından bile haberi olmadığı çıktıktan sonra görünce şaşırdığı bir durumdaydı. Tabii sosyal medyanın da gücü sayesinde çıktığı gün Türkiye’nin gündemine oturdu desek yalan olmaz. Capsler yapıldı, üzerine analizler kasıldı, Twitter&#8217;da konuşuldu ve bol bol önerildi. Peki neden? Bir Başkadır’ı gerçekten bir başka yapan neydi? Berkun Oya bize öyle bir senaryo sunmuş ki, dizinin her bölümünde ülkemizin insanının içinde bulunduğu farklı farklı duyguları, durumları görüyoruz. Dizi karakterlerinden en azından bir tanesini hayatımızın bir bölümünde mutlaka görmüşüzdür. Kendi hayatımızda karakterimize baktığımızda bile belki hayatınızın belli bir döneminde sizde o karakterlerden biriydiniz veya hala öylesiniz. Dizimizin oturtulduğu hikaye Meryem (Öykü Karayel) ve Psikiyatr Peri (Defne Kayalar) arasında geçiyor. Meryem kendi halinde, abisi ve yengesiyle yaşayan arada bir bayılma atakları geçiren “mazbut” tabir edebileceğimiz bir birey. Peri ise tam bir Beyaz Türk. Yurtdışında okumuş, annesi ve babası aristokrat kafalarında ve kendisi gibi olmayanlara öcü gözüyle bakmayı öğretmişler kızlarına. Peri’nin Meryem’le ilk diyaloglarında ona şaşkınlıkla ve küçükte bir tiksinmeyle bakması günümüzde bir çok kesimin birbirine yaptığı bir davranış şekli değil mi? Önyargılı ve küçümseyici. Toplumun ayrıştığı birçok noktayı çok küçük nüanslarla kalın kalın altını çizerek sunmuş Berkun Oya bize. Defne Kayalar’ın oyunculuğuna şapka çıkardığımı söylemeden geçmek istemiyorum burayı. Hikayemizin devamında ise olay kurgusu çok değişik bir hal alıyor. Peri kendisiyle olan iç savaşını kendisi gibi psikiyatr olan arkadaşı Gülbin’e açıyor. Gülbin ise Kürt kökenli ve doğudan tam olarak bilinmeyen şartlar dolayı göçmek zorunda kalan bir aileden geliyor. Peri’nin alışkın olmadığı öcü gözüyle baktığı birçok elementi damarlarında taşıyor. Modernleşmiş fakat geldiği yeri unutmamış. Peri’nin söyledikleri şeyler karşısında içinde zorla tuttuğu bir kin biriktiriyor. Çünkü kendi ailesi de Peri’nin bahsettiği kesimden. Burada dikkat çekilmesi gereken karakter ise Gülbin’in ablası Gülan. Kendisi tutucu ama ensesi kalın kesimi temsil ediyor. Meryem’ e ne kadar mazbut diyebiliyorsak Gülan’ da bir o kadar tersi durumda. Tam bir kontrol manyağı ve her şey onun istediği gibi olmasını isteyen bir karakter. Üstüne ekstradan bir yazı yazılabilecek bir karakter ama çok fazla girmek istemiyorum bu karaktere. Meryem’in bir hoca efendisi var. Settar Tanrıöğen nasıl oynamışsa karakteri, böyle ponçik bir karakteri nasıl üzerler diye onu her üzgün gördüğünüzde sizin de içiniz yanıyor. Peri ile Meryem’in ilk diyaloğunda Meryem Ali Sadi Hoca’dan öyle bir bahsediyor ki hepimizin kafasında muhtemelen aynı figür canlanmıştır. Halbuki gerçek hoca bambaşka. Meryem’in veyahut başka birinin hayatına karışmayı geçtim adam kendi kızının hayatına bile karışmıyor. Eşi öldüğü zaman düştüğü boşluk duygusuyla, gözümüzde çok farklı yerlere koyduğumuz insanların da aslında insanı yönleri ve zaafları olduğunu vurgular nitelikteydi. Yasin’in mutfakta sigara içerken omzunu bir çıkarışı var, bu kareyi görmeyen yoktur. Eşi Ruhiye olan aralarındaki sıkıntı içime içime işledi. Bir Ruhiye yerine koyuyor insan kendini bir Yasin’in yerine. Bir an Yasin eşini aldatacak gönlü kayacak diye bile düşündük ama gerçekten kral abiymişsin, helal olsun. Bahsetmek istediğim bir karakter daha var. SİNAN! Alican Yücesoy’un üzerine bence bu rol yapışacak. Adam çünkü gerçekten Sinan gibileri öyle bir temsil etmiş ki çevremizdeki Sinan’ları net bir şekilde fark etmemizi sağladı. Her kadının hayatında bir Sinan’la karşılaşması veya her erkeğin bir Sinan kankası olmuştur. İçlerindeki boşluğa karşısındaki kadını çekmeye çalışan bu Sinangiller p*ç erkek dediğimiz türün loser halidir. Allah kimseyi bunlarla karşılaştırmasın. Dizi tematik olarak baktığımızda kesinlikle heyecanlı kategorisinde değil ancak baştan sona kadar o kurgunun içe içe girişini bambaşka hayatların nasıl birbirine dokunabileceğini görmek bile sizi pür dikkat izlemeye itiyor. Eğer izlemediyseniz ve herkes çok beğeniyor çok yorum yapılıyor bence abartılıyor diye düşünüyorsanız bir daha düşünün. Bu sefer olmuş diyoruz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com/bir-baskadir-dizi-incelemesi/">Biz Özendik mi Bir Başkadır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com">Senatsal</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Netflix yerli yapımlara el atmaya başladığında hepimiz “as bayrakları as as” dedik ve merakla işin nereye gideceğini bekledik. Maalesef önümüze sunulan işler yerli yapımı bandrolü taşısa da aslında gerek senaryo gerek replikler olsun bildiğimiz Amerikan özentisi işlerden öteye geçemedi.</p>



<p>Üst üste çıkan fiyasko dizilerden sonra tamda ümidi kesmiştik ki beklenmedik bir şey oldu. Masum dizisinin senaryosunu kaleme alan <strong>Berkun Oya</strong> bir bölüm dizi çekip Netflix’ e götürdü ve başarılı bulan bu bölüm sonucunda tamamen bizden çıkma senaryoya sahip “Bir Başkadır” dizisi ortaya çıkmış oldu. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/berkun-oya.jpg" alt="" class="wp-image-396" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/berkun-oya.jpg 600w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/berkun-oya-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<p>Evet böyle diyorum çünkü <strong>Netflix</strong> diğer yapımlarda senaryoya fazlasıyla dahil olmuşken bu yapımda senaryo tamamen Berkun Oya’nın kaleminden çıkma. Bu durum zaten dizide kendisini fazlasıyla hissettiriyoruz. İstedik mi süper işler yapabildiğimizi zaten “Masum” ve “Şahsiyet” gibi işlerle kanıtlamıştık ki <strong>“Bir Başkadır”</strong> bunun altına atılan imza olmuş oldu.</p>



<h2 class="has-text-align-center">Bir Başkadır &#8211; Spoiler Alert</h2>



<p>Güzel işlerin reklama ihtiyacı olmaz, sağlam ürün kendini sattırır derler. “Bir Başkadır” bunun canlı kanıtı. Dizi çıktığı 12 Kasım gününe kadar muhtemelen kimsenin doğru düzgün varlığından bile haberi olmadığı çıktıktan sonra görünce şaşırdığı bir durumdaydı. Tabii sosyal medyanın da gücü sayesinde çıktığı gün Türkiye’nin gündemine oturdu desek yalan olmaz. Capsler yapıldı, üzerine analizler kasıldı, Twitter&#8217;da konuşuldu ve bol bol önerildi. Peki neden? Bir Başkadır’ı gerçekten bir başka yapan neydi?</p>



<p>Berkun Oya bize öyle bir senaryo sunmuş ki, dizinin her bölümünde ülkemizin insanının içinde bulunduğu farklı farklı duyguları, durumları görüyoruz. Dizi karakterlerinden en azından bir tanesini hayatımızın bir bölümünde mutlaka görmüşüzdür. Kendi hayatımızda karakterimize baktığımızda bile belki hayatınızın belli bir döneminde sizde o karakterlerden biriydiniz veya hala öylesiniz.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-peri.jpg" alt="" class="wp-image-395" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-peri.jpg 600w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-peri-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<p>Dizimizin oturtulduğu hikaye <strong>Meryem (Öykü Karayel)</strong> ve <strong>Psikiyatr Peri (Defne Kayalar)</strong> arasında geçiyor. Meryem kendi halinde, abisi ve yengesiyle yaşayan arada bir bayılma atakları geçiren “mazbut” tabir edebileceğimiz bir birey. Peri ise tam bir Beyaz Türk. Yurtdışında okumuş, annesi ve babası aristokrat kafalarında ve kendisi gibi olmayanlara öcü gözüyle bakmayı öğretmişler kızlarına. Peri’nin Meryem’le ilk diyaloglarında ona şaşkınlıkla ve küçükte bir tiksinmeyle bakması günümüzde bir çok kesimin birbirine yaptığı bir davranış şekli değil mi? Önyargılı ve küçümseyici.</p>



<p>Toplumun ayrıştığı birçok noktayı çok küçük nüanslarla kalın kalın altını çizerek sunmuş Berkun Oya bize. Defne Kayalar’ın oyunculuğuna şapka çıkardığımı söylemeden geçmek istemiyorum burayı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-gülbin.jpg" alt="" class="wp-image-397" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-gülbin.jpg 600w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-gülbin-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<p>Hikayemizin devamında ise olay kurgusu çok değişik bir hal alıyor. Peri kendisiyle olan iç savaşını kendisi gibi psikiyatr olan arkadaşı Gülbin’e açıyor. <strong>Gülbin</strong> ise Kürt kökenli ve doğudan tam olarak bilinmeyen şartlar dolayı göçmek zorunda kalan bir aileden geliyor. Peri’nin alışkın olmadığı öcü gözüyle baktığı birçok elementi damarlarında taşıyor. Modernleşmiş fakat geldiği yeri unutmamış. Peri’nin söyledikleri şeyler karşısında içinde zorla tuttuğu bir kin biriktiriyor. Çünkü kendi ailesi de Peri’nin bahsettiği kesimden. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-gulbinin-ailesi.jpg" alt="" class="wp-image-402" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-gulbinin-ailesi.jpg 600w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-gulbinin-ailesi-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<p>Burada dikkat çekilmesi gereken karakter ise <strong>Gülbin’in ablası Gülan</strong>. Kendisi tutucu ama ensesi kalın kesimi temsil ediyor. Meryem’ e ne kadar mazbut diyebiliyorsak Gülan’ da bir o kadar tersi durumda. Tam bir kontrol manyağı ve her şey onun istediği gibi olmasını isteyen bir karakter. Üstüne ekstradan bir yazı yazılabilecek bir karakter ama çok fazla girmek istemiyorum bu karaktere.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-gulan.jpg" alt="" class="wp-image-398" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-gulan.jpg 600w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-gulan-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<p>Meryem’in bir hoca efendisi var. <strong>Settar Tanrıöğen</strong> nasıl oynamışsa karakteri, böyle ponçik bir karakteri nasıl üzerler diye onu her üzgün gördüğünüzde sizin de içiniz yanıyor. Peri ile Meryem’in ilk diyaloğunda Meryem <strong>Ali Sadi Hoca</strong>’dan öyle bir bahsediyor ki hepimizin kafasında muhtemelen aynı figür canlanmıştır. Halbuki gerçek hoca bambaşka. Meryem’in veyahut başka birinin hayatına karışmayı geçtim adam kendi kızının hayatına bile karışmıyor. Eşi öldüğü zaman düştüğü boşluk duygusuyla, gözümüzde çok farklı yerlere koyduğumuz insanların da aslında insanı yönleri ve zaafları olduğunu vurgular nitelikteydi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-meryem-hoca-efendi.jpg" alt="" class="wp-image-399" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-meryem-hoca-efendi.jpg 600w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-meryem-hoca-efendi-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<p>Yasin’in mutfakta sigara içerken omzunu bir çıkarışı var, bu kareyi görmeyen yoktur. Eşi <strong>Ruhiye</strong> olan aralarındaki sıkıntı içime içime işledi. Bir Ruhiye yerine koyuyor insan kendini bir Yasin’in yerine. Bir an <strong>Yasin</strong> eşini aldatacak gönlü kayacak diye bile düşündük ama gerçekten kral abiymişsin, helal olsun.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-yasin-ruhiye.jpg" alt="" class="wp-image-400" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-yasin-ruhiye.jpg 600w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-yasin-ruhiye-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<p>Bahsetmek istediğim bir karakter daha var. SİNAN! <strong>Alican Yücesoy’un</strong> üzerine bence bu rol yapışacak. Adam çünkü gerçekten Sinan gibileri öyle bir temsil etmiş ki çevremizdeki Sinan’ları net bir şekilde fark etmemizi sağladı. Her kadının hayatında bir Sinan’la karşılaşması veya her erkeğin bir <strong>Sinan</strong> kankası olmuştur. İçlerindeki boşluğa karşısındaki kadını çekmeye çalışan bu Sinangiller p*ç erkek dediğimiz türün loser halidir. Allah kimseyi bunlarla karşılaştırmasın.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-sinan.jpg" alt="" class="wp-image-401" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-sinan.jpg 600w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/11/bir-baskadir-sinan-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<p>Dizi tematik olarak baktığımızda kesinlikle heyecanlı kategorisinde değil ancak baştan sona kadar o kurgunun içe içe girişini bambaşka hayatların nasıl birbirine dokunabileceğini görmek bile sizi pür dikkat izlemeye itiyor. Eğer izlemediyseniz ve herkes çok beğeniyor çok yorum yapılıyor bence abartılıyor diye düşünüyorsanız bir daha düşünün. Bu sefer olmuş diyoruz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com/bir-baskadir-dizi-incelemesi/">Biz Özendik mi Bir Başkadır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com">Senatsal</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.senatsal.com/bir-baskadir-dizi-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Good Place Dizi İncelemesi</title>
		<link>https://www.senatsal.com/the-good-place-dizi-incelemesi/</link>
					<comments>https://www.senatsal.com/the-good-place-dizi-incelemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[garfi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2020 11:24:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.senatsal.com/?p=367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçenlerde arkadaşımın önerisiyle bu diziye başladım. Hiç beklemezdim ama bir sitcom türü diziden beklenmeyecek bir akıcılığa sahip. Benim için en beklenmedik olan ise bu dizinin anlatmak istediği bir konusu vardı. Elle tutulur ve üstüne düşünebileceğiniz bir konuyu sitcom türü bir dizide işleyip bu kadar iyi yedirebilmek zaten ancak Michael Schur üstadımızın kalemine yakışırdı. İsmen tanımayanlarınız için belirtmekte fayda var kendisi aynı zamanda The Office ve Parks &#38; Recreation gibi işlere de imza atmış bir beyefendidir. Diziden biraz bahsetmek gerekirse, Eleanor Shellstrop (Kristen Bell) komik bir kaza sonucu ölüp ahirete giden bir vatandaşımızdır. Gittiği yerin adı “Good Place” (İyi Yer) olarak geçiyor ve burayı yönetende Michael (Ted Danson) isimli sonsuz bir varlık olan -artık melek mi dersiniz ilahi bir nur topu mu isimlendirmek size kalmış- ahiret mimarıdır. (Michael karakterinin isminin Michael Schur’dan geldiğini düşünmek çokta abes kaçmaz sanırım, buda çok hoşuma giden bir detay olmuştu) Ancak ortada bir problem vardır. Eleanor kesinlikle buraya ait olamayacak karakterde bir kişi olduğu için buraya nasıl geldiğine dair en ufak bir ipucu yoktur. Hikayemiz aşırı basit gibi duruyor evet. Ancak işin içine girdikten sonra inanılmaz akıcı hikayesiyle durum öyle yerlere geliyor ki hayretlerden hayretlere koşup, Michael Schur’a şapka çıkartmadan edemiyorsunuz. Buradan sonra bahsedeceklerim tamamıyla SPOILER içermektedir. Diziyi izlemediyseniz devam etmenizi tavsiye etmiyorum. Çünkü sadece gülmek için değil hikayesi içinde izlenebilecek bir dizi. The Good Place &#8211; Spoiler Alert Evet uyarımızı yaptık ve umarız ki izlememiş olanlarınız buna uyar çünkü hikayesi gerçekten çok iyi işlenmiş. İlk başta dikkatimi çeken şeylerden birisi Eleanor’un mevzusu eğer bir Türk dizisi olsaydı en aşağı 2-3 sezon uzatıla uzatıla bir hal edilirdi. Her ne kadar yabancı bir yapım olsa dahi ben sezon finalinden önce Eleanor’un “Good Place” e ait olmadığının ortaya çıkmasını hiç beklemiyordum. Michael Schur bizi bu konuda şaşırtarak 6. bölüm gibi kısa bir sürede bu mevzuyu uzatmak istemiyor ve ak koyun kara koyun ortaya çıkıyor. Özellikle diziye sonradan başlamış ve 4 sezon sürdüğünü görenlerdenseniz, “Ee geri kalan bölümlerde ne oluyo o zaman” diyerek daha da merakımızı kamçılıyor. Jason (Manny Jacinto)’ın Budist bir keşiş olmadığının ortaya çıkması daha hazmedememişken çaaat diye bir de her şey ortaya dökülüyor. Dizinin ilk bölümleri aslında bize bazı konularda gerçek “Good Place” in orası olmaması ihtimaline dair sinyal çakıyordu. Bir kere en başta gerçekten ahiri bir mekanın sistemi bir değil iki kez hata yapmış ve günah dolu iki ruhu “Good Place” e alabilir mi diye düşünüyorsunuz. Daha sonra Tahani karakteri karşınıza çıkageliyor ve Eleanor’un Tahani (Jameela Jamil) için yaptığı karakter çıkarımı kesinlikle doğru. Böyle kompleksli bir karakterin burada işi ne? Chidi karakterinin ise bütün hayatını bomboş bir kitap ve kararsızlıklarla dolu geçirdiğini görüyoruz. Evet dizi birçok yerde bize göz kırpmış ama elbette Eleanor’un durumu farkedip söylemesi hepimizde “aaaaaaaaaaa, doğruuuuu” etkisi yapmıştır. Allah aşkına arkadaş tamam küçükken belki bir çoğumuz danino meyveli yoğurtlarına çubuk sokup dondurup yedik ama Michael (dizideki) her yere dondurulmuş yoğurtçu açmak nedir, kim çakmaz bu durumu orada belli bir süre geçirdikten sonra. Hele ki ben “Good Place” diye adlandırabileceğim bir yerde en azından bir hamburgerci, pizzacı veya kebapçı gibi gerçek hayatta fazlasının zararlı ama orada çatlayana kadar yiyebileceğimiz yerlerin olmasını beklerdim. Tamam Janet (D&#8217;Arcy Carden) sen istediğinde şaak diye getirebiliyor ama insanın önce gözü doyacak. Janet karakteri ile ilgili burada sayfalar dolusu şiirler yazsak, metiyeler düzsek gene sevgimizi anlatamayız. D’Arcy Carden’ın dünyaya gelme sebeplerinden birisi bu karaktere muazzam iyi bir yaklaşım ile hayat vermek olmalı. Michael Schur’un özellikle bu karaktere has oluşturduğu replikler gerçekten çok sempatik geldi bana. Jason ile aralarında sürekli geçen artık sanki bir sevgi cümlesine dönüşen “ben kız değilim (I’m not a girl)” demesi bile çok güzel bir nüsans olmuş. Bir de Kötü Janet var tabii kendisi evlere şenlik. Gaz çıkartma meselesine tam bir tepki veremiyorum ne olmuş ne olmamış diyebiliyorum ama varlığı bile o bölümü şenlendirmeye yetiyor. Jason ve Janet’in evlenmesini sadece o bölümlük bir mevzu diye düşünüyordum ancak adam o kadar yakışıklı ki resmen ilahi bir varlığı kendine aşık etmiş oldu. Bence her zor durumda kalan çift birbirine aşık olmalı kafası artık eskidi. Şimdi linç yemek uğruna söylemeliyim ki ben Chidi ve Eleanor çiftini çok yakıştıramadım. Bana daha çok birbirini çok seven iki arkadaş olabilirler izlenimi veriyorlardı ki bir sürede öyle devam etti ama bir klişeyi daha yaşatarak bunu aşka çevirdiler. Gerekli miydi? Bence hayır. Çok sırıttı diyemem ama kafamda oturtamadım. Yargıç! Bayıldık bu karaktere bayıldık. Yargıç’ ın karşısına gelen vakaları ve onlara verdiği tepkileri işleyen bir dizi başlıca çekilse hiç sıkılmadan izlerim. Karakterlerimizin ilk tanışma anında bir dürümü yargıç sanmaları “e ahiretteyiz her şey olabilir” mantığıyla bence gayet iyiydi. Tabii ahirette böyle bir varlığın nasıl olacağını bilemeyiz ama bu yargıç adeta yan komşunuz Neriman. Takip ettiği bolca dizisi var. Şakacı ve anaç tarafıysa sanki biraz da “kim olursan ol gülümse ve şefkatli ol” gibi bir alt metin barındırıyor. Dizide verilmek istenen çok fazla sosyal mesaj ve gönderme var. Bunlar açıkçası herkesin kendi içinde yorumlayabileceği biraz özel yorumlar. Bunlardan şahsen çok bahsetmek istemiyorum ancak Michael Schur’ u farklı bir bakış açısı ile düşünmeye ittiği için tekrar tebrik ediyorum! Eğer bu yazıyı izlemediğiniz halde okuduysanız merak etmeyin daha dizinin içinde bahsetmediğim birçok sürpriz sizi bekliyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com/the-good-place-dizi-incelemesi/">The Good Place Dizi İncelemesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com">Senatsal</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Geçenlerde arkadaşımın önerisiyle bu diziye başladım. Hiç beklemezdim ama bir sitcom türü diziden beklenmeyecek bir akıcılığa sahip. Benim için en beklenmedik olan ise bu dizinin anlatmak istediği bir konusu vardı. Elle tutulur ve üstüne düşünebileceğiniz bir konuyu sitcom türü bir dizide işleyip bu kadar iyi yedirebilmek zaten ancak <strong>Michael Schur</strong> üstadımızın kalemine yakışırdı. İsmen tanımayanlarınız için belirtmekte fayda var kendisi aynı zamanda The Office ve Parks &amp; Recreation gibi işlere de imza atmış bir beyefendidir.</p>



<p>Diziden biraz bahsetmek gerekirse, <strong>Eleanor Shellstrop</strong> (Kristen Bell) komik bir kaza sonucu ölüp ahirete giden bir vatandaşımızdır. Gittiği yerin adı “Good Place” (İyi Yer) olarak geçiyor ve burayı yönetende <strong>Michael</strong> (Ted Danson) isimli sonsuz bir varlık olan -artık melek mi dersiniz ilahi bir nur topu mu isimlendirmek size kalmış- ahiret mimarıdır. (Michael karakterinin isminin Michael Schur’dan geldiğini düşünmek çokta abes kaçmaz sanırım, buda çok hoşuma giden bir detay olmuştu) Ancak ortada bir problem vardır. Eleanor kesinlikle buraya ait olamayacak karakterde bir kişi olduğu için buraya nasıl geldiğine dair en ufak bir ipucu yoktur.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/the-good-place.jpg" alt="The Good Place" class="wp-image-183" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/the-good-place.jpg 564w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/the-good-place-300x211.jpg 300w" sizes="(max-width: 564px) 100vw, 564px" /></figure></div>



<p>Hikayemiz aşırı basit gibi duruyor evet. Ancak işin içine girdikten sonra inanılmaz akıcı hikayesiyle durum öyle yerlere geliyor ki hayretlerden hayretlere koşup, Michael Schur’a şapka çıkartmadan edemiyorsunuz. Buradan sonra bahsedeceklerim tamamıyla SPOILER içermektedir. Diziyi izlemediyseniz devam etmenizi tavsiye etmiyorum. Çünkü sadece gülmek için değil hikayesi içinde izlenebilecek bir dizi.</p>



<h2>The Good Place &#8211; Spoiler Alert</h2>



<p>Evet uyarımızı yaptık ve umarız ki izlememiş olanlarınız buna uyar çünkü hikayesi gerçekten çok iyi işlenmiş. İlk başta dikkatimi çeken şeylerden birisi Eleanor’un mevzusu eğer bir Türk dizisi olsaydı en aşağı 2-3 sezon uzatıla uzatıla bir hal edilirdi. Her ne kadar yabancı bir yapım olsa dahi ben sezon finalinden önce Eleanor’un “Good Place” e ait olmadığının ortaya çıkmasını hiç beklemiyordum. Michael Schur bizi bu konuda şaşırtarak 6. bölüm gibi kısa bir sürede bu mevzuyu uzatmak istemiyor ve ak koyun kara koyun ortaya çıkıyor. Özellikle diziye sonradan başlamış ve 4 sezon sürdüğünü görenlerdenseniz, “Ee geri kalan bölümlerde ne oluyo o zaman” diyerek daha da merakımızı kamçılıyor.  <strong>Jason</strong> (Manny Jacinto)’ın Budist bir keşiş olmadığının ortaya çıkması daha hazmedememişken çaaat diye bir de her şey ortaya dökülüyor.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-spoiler.jpg" alt="" class="wp-image-370" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-spoiler.jpg 800w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-spoiler-300x200.jpg 300w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-spoiler-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure></div>



<p>Dizinin ilk bölümleri aslında bize bazı konularda gerçek “Good Place” in orası olmaması ihtimaline dair sinyal çakıyordu. Bir kere en başta gerçekten ahiri bir mekanın sistemi bir değil iki kez hata yapmış ve günah dolu iki ruhu “Good Place” e alabilir mi diye düşünüyorsunuz. Daha sonra <strong>Tahani</strong> karakteri karşınıza çıkageliyor ve Eleanor’un Tahani (Jameela Jamil) için yaptığı karakter çıkarımı kesinlikle doğru. Böyle kompleksli bir karakterin burada işi ne? <strong>Chidi</strong> karakterinin ise bütün hayatını bomboş bir kitap ve kararsızlıklarla dolu geçirdiğini görüyoruz.</p>



<p>Evet dizi birçok yerde bize göz kırpmış ama elbette Eleanor’un durumu farkedip söylemesi hepimizde “aaaaaaaaaaa, doğruuuuu” etkisi yapmıştır. Allah aşkına arkadaş tamam küçükken belki bir çoğumuz danino meyveli yoğurtlarına çubuk sokup dondurup yedik ama Michael (dizideki) her yere dondurulmuş yoğurtçu açmak nedir, kim çakmaz bu durumu orada belli bir süre geçirdikten sonra. Hele ki ben “Good Place” diye adlandırabileceğim bir yerde en azından bir hamburgerci, pizzacı veya kebapçı gibi gerçek hayatta fazlasının zararlı ama orada çatlayana kadar yiyebileceğimiz yerlerin olmasını beklerdim. Tamam <strong>Janet</strong> (D&#8217;Arcy Carden) sen istediğinde şaak diye getirebiliyor ama insanın önce gözü doyacak.</p>



<p>Janet karakteri ile ilgili burada sayfalar dolusu şiirler yazsak, metiyeler düzsek gene sevgimizi anlatamayız. D’Arcy Carden’ın dünyaya gelme sebeplerinden birisi bu karaktere muazzam iyi bir yaklaşım ile hayat vermek olmalı. Michael Schur’un özellikle bu karaktere has oluşturduğu replikler gerçekten çok sempatik geldi bana. Jason ile aralarında sürekli geçen artık sanki bir sevgi cümlesine dönüşen “ben kız değilim (I’m not a girl)” demesi bile çok güzel bir nüsans olmuş. Bir de Kötü Janet var tabii kendisi evlere şenlik. Gaz çıkartma meselesine tam bir tepki veremiyorum ne olmuş ne olmamış diyebiliyorum ama varlığı bile o bölümü şenlendirmeye yetiyor. Jason ve Janet’in evlenmesini sadece o bölümlük bir mevzu diye düşünüyordum ancak adam o kadar yakışıklı ki resmen ilahi bir varlığı kendine aşık etmiş oldu.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-janet.jpg" alt="" class="wp-image-371" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-janet.jpg 800w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-janet-300x200.jpg 300w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-janet-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure></div>



<p>Bence her zor durumda kalan çift birbirine aşık olmalı kafası artık eskidi. Şimdi linç yemek uğruna söylemeliyim ki ben Chidi ve Eleanor çiftini çok yakıştıramadım. Bana daha çok birbirini çok seven iki arkadaş olabilirler izlenimi veriyorlardı ki bir sürede öyle devam etti ama bir klişeyi daha yaşatarak bunu aşka çevirdiler. Gerekli miydi? Bence hayır. Çok sırıttı diyemem ama kafamda oturtamadım.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-chidi-eleanor.jpg" alt="" class="wp-image-372" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-chidi-eleanor.jpg 700w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-chidi-eleanor-300x168.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></figure></div>



<p>Yargıç! Bayıldık bu karaktere bayıldık. Yargıç’ ın karşısına gelen vakaları ve onlara verdiği tepkileri işleyen bir dizi başlıca çekilse hiç sıkılmadan izlerim. Karakterlerimizin ilk tanışma anında bir dürümü yargıç sanmaları “e ahiretteyiz her şey olabilir” mantığıyla bence gayet iyiydi. Tabii ahirette böyle bir varlığın nasıl olacağını bilemeyiz ama bu yargıç adeta yan komşunuz Neriman. Takip ettiği bolca dizisi var. Şakacı ve anaç tarafıysa sanki biraz da “kim olursan ol gülümse ve şefkatli ol” gibi bir alt metin barındırıyor.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-yargic.jpg" alt="" class="wp-image-373" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-yargic.jpg 700w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/08/the-good-place-yargic-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></figure></div>



<p>Dizide verilmek istenen çok fazla sosyal mesaj ve gönderme var. Bunlar açıkçası herkesin kendi içinde yorumlayabileceği biraz özel yorumlar. Bunlardan şahsen çok bahsetmek istemiyorum ancak Michael Schur’ u farklı bir bakış açısı ile düşünmeye ittiği için tekrar tebrik ediyorum! Eğer bu yazıyı izlemediğiniz halde okuduysanız merak etmeyin daha dizinin içinde bahsetmediğim birçok sürpriz sizi bekliyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com/the-good-place-dizi-incelemesi/">The Good Place Dizi İncelemesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com">Senatsal</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.senatsal.com/the-good-place-dizi-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Netflix&#8217;in İlk Türk Filmi -Yarına Tek Bilet</title>
		<link>https://www.senatsal.com/netflixin-ilk-turk-filmi-yarina-tek-bilet/</link>
					<comments>https://www.senatsal.com/netflixin-ilk-turk-filmi-yarina-tek-bilet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[garfi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2020 16:08:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.senatsal.com/?p=284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Netflix bizleri çok sevdi. Son zamanlarda Türkiye pazarı için sürekli harıl harıl yeni yapımlar sunuyor. İlk projesi olan Hakan;Muhafız ve onu takip eden diğer projeler bildiğiniz üzere dizi konseptinde sunuldu. Ancak sonunda şeytanın bacağını kırdı ve ilk Türk yapımı filmi geçen günlerde platformunda izleyiciyle buluşturdu. Bu ulvi görevi üstlenen güzide filmimizin başrollerini Dilan Çiçek Deniz ve Metin Akdülger paylaşıyor. Yönetmen koltuğunda ise Annemin Yarası ve Aile Arasında gibi sevilen yapımların da yönetmenliğini üstlenmiş olan Ozan Açıktan oturuyor. Yarına Tek Bilet Filminin Konusu Hikayemiz birbirini daha önceden tanımayan Leyla ve Ali karakterlerinin İzmir’e giden bir trende tesadüf eseri aynı kompartımanda yolculuk etmek zorunda kalmalarının üzerine kurulmuş. Yazımızı spoiler içermeden yazacağım merak etmeyin. Film genel olarak aynı mekânda geçiyor. Ozan Açıktan’ın diğer filmlerini izlediyseniz bunun çok farklı geleceğine size garanti verebilirim. Çekim açıları ve filmin atmosferi eğer delirmiyorsam bana bir küçük Tarantino havası verdi. Ozan Açıktan farklı bir şeyler denemek istemiş olabilir. Şahsen ben bu farklı havayı beğendim. Karakterlerin arasında geçen diyaloglar film boyunca sıkmadan kendini izlettiriyor. Bunu sağlayan en temel etken de sanırım diyalogların doğallığı diye düşünüyorum. O durumda ben olsaydım bende o tepkiyi verirdim veya bende o soruyu sorardım dedirtiyor. Bu konuda senaristin başarılı bir yol izlediğini söyleyebiliriz. Dilan Çiçek Deniz’i Çukur dizisinden bir çoğunuz biliyorsunuzdur. Şahsen kendisini dizide çok başarılı bulmayanlardanım ancak bu karakterin kasıntılığından yazılan senaryonun kendisinden de kaynaklı olabilir çünkü bu yapımda sergilediği doğallık dizideki çiğlikten çok uzak. Başrolü paylaştığı Metin Akdülger içinde aynı şeyi söyleyebilirim. İkilinin enerjisi çok güzel tutmuş. Filmin finali beklentinizi karşılar yada karşılamaz ona bir şey tam olarak söyleyemiyorum çünkü finale doğru zaten istediğiniz birçok şeyi film size sunuyor. Duygusal olarak çok hızlı geçişler barındıran film bazı dakikalarında roller coastera binmiş hissiyatı veriyor ama gene de kafa ütülemiyor. Eğer çok bir beklentiniz yoksa ve sakin sakin film izleme modundaysanız Yarına Tek Bilet’e bir şans verebilirsiniz. Hakan;Muhafız’da yaşadığım hayal kırıklığını bu sefer yaşamadım. Sizin de yorumlarınızı bekliyoruz. İyi seyirler.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com/netflixin-ilk-turk-filmi-yarina-tek-bilet/">Netflix&#8217;in İlk Türk Filmi -Yarına Tek Bilet</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com">Senatsal</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Netflix bizleri çok sevdi. Son zamanlarda Türkiye pazarı için sürekli harıl harıl yeni yapımlar sunuyor. İlk projesi olan Hakan;Muhafız ve onu takip eden diğer projeler bildiğiniz üzere dizi konseptinde sunuldu. Ancak sonunda şeytanın bacağını kırdı ve ilk Türk yapımı filmi geçen günlerde platformunda izleyiciyle buluşturdu. Bu ulvi görevi üstlenen güzide filmimizin başrollerini Dilan Çiçek Deniz ve Metin Akdülger paylaşıyor. Yönetmen koltuğunda ise Annemin Yarası ve Aile Arasında gibi sevilen yapımların da yönetmenliğini üstlenmiş olan Ozan Açıktan oturuyor.</p>



<h2>Yarına Tek Bilet Filminin Konusu</h2>



<p>Hikayemiz birbirini daha önceden tanımayan Leyla ve Ali karakterlerinin İzmir’e giden bir trende tesadüf eseri aynı kompartımanda yolculuk etmek zorunda kalmalarının üzerine kurulmuş. Yazımızı spoiler içermeden yazacağım merak etmeyin. Film genel olarak aynı mekânda geçiyor. Ozan Açıktan’ın diğer filmlerini izlediyseniz bunun çok farklı geleceğine size garanti verebilirim. Çekim açıları ve filmin atmosferi eğer delirmiyorsam bana bir küçük Tarantino havası verdi. Ozan Açıktan farklı bir şeyler denemek istemiş olabilir. Şahsen ben bu farklı havayı beğendim.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/06/yarina-tek-bilet-filmin-konusu.jpg" alt="Yarına Tek Bilet Filmin Konusu" class="wp-image-287" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/06/yarina-tek-bilet-filmin-konusu.jpg 1000w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/06/yarina-tek-bilet-filmin-konusu-300x165.jpg 300w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/06/yarina-tek-bilet-filmin-konusu-768x423.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p>Karakterlerin arasında geçen diyaloglar film boyunca sıkmadan kendini izlettiriyor. Bunu sağlayan en temel etken de sanırım diyalogların doğallığı diye düşünüyorum. O durumda ben olsaydım bende o tepkiyi verirdim veya bende o soruyu sorardım dedirtiyor. Bu konuda senaristin başarılı bir yol izlediğini söyleyebiliriz. Dilan Çiçek Deniz’i Çukur dizisinden bir çoğunuz biliyorsunuzdur. Şahsen kendisini dizide çok başarılı bulmayanlardanım ancak bu karakterin kasıntılığından yazılan senaryonun kendisinden de kaynaklı olabilir çünkü bu yapımda sergilediği doğallık dizideki çiğlikten çok uzak. Başrolü paylaştığı Metin Akdülger içinde aynı şeyi söyleyebilirim. İkilinin enerjisi çok güzel tutmuş.</p>



<p>Filmin finali beklentinizi karşılar yada karşılamaz ona bir şey tam olarak söyleyemiyorum çünkü finale doğru zaten istediğiniz birçok şeyi film size sunuyor. Duygusal olarak çok hızlı geçişler barındıran film bazı dakikalarında roller coastera binmiş hissiyatı veriyor ama gene de kafa ütülemiyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/06/yarina-tek-bilet.jpg" alt="Yarına Tek Bilet Filmin Sonu" class="wp-image-294" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/06/yarina-tek-bilet.jpg 800w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/06/yarina-tek-bilet-300x159.jpg 300w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/06/yarina-tek-bilet-768x406.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Eğer çok bir beklentiniz yoksa ve sakin sakin film izleme modundaysanız Yarına Tek Bilet’e bir şans verebilirsiniz. Hakan;Muhafız’da yaşadığım hayal kırıklığını bu sefer yaşamadım. Sizin de yorumlarınızı bekliyoruz. İyi seyirler.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com/netflixin-ilk-turk-filmi-yarina-tek-bilet/">Netflix&#8217;in İlk Türk Filmi -Yarına Tek Bilet</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com">Senatsal</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.senatsal.com/netflixin-ilk-turk-filmi-yarina-tek-bilet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetle Değil, İnsan Gibi Öneriyoruz; Vis A Vis</title>
		<link>https://www.senatsal.com/siddetle-degil-insan-gibi-oneriyoruz-vis-a-vis/</link>
					<comments>https://www.senatsal.com/siddetle-degil-insan-gibi-oneriyoruz-vis-a-vis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[garfi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 May 2020 18:46:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.senatsal.com/?p=198</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu okumaya başladığınız yazı sitemize benim yazdığım ikinci yazı olacak ve tesadüf mü desem yoksa “adamlar yapıyor aga” mı desem bilemiyorum, yine İspanya yapımı şahane bir yapım hakkında olacak. Evet size biraz Vis A Vis ’den bahsetmek istiyorum. Bu yazıyı tamamen spoilersız yazmayı düşünüyorum çünkü bu güzel diziyle ilgili herhangi bir spoiler kırıntısı dahi almadan izlemenizi istiyorum. Karantina günlerinde malumunuz hepiniz izleyecek bir şeyler arıyorsunuzdur. Uzun süredir 1-2 sezondan uzun dizilere takılmıyorum. Ancak La Casa De Papel ‘in yeni sezonunun ardından Nairobi karakterini canlandıran Alba Flores ablamıza kabaran aşkımızı fırsat bilen Netflix her fırsatta bu ablamızın da oynadığı Vis A Vis dizisinin afişini gözümüze soktuğu için merakıma yenik düştüm ve bir iki bölümcük izlerim dediğim diziyi (4 sezon) üzerinize afiyet bir oturuşta bitirdim efenim. Vis A Vis Dizisi Oyuncuları ve Karakterleri Dizimiz bir hapishanede geçiyor ve baştan söyleyeyim başrolümüz Alba ablamız değil. Kendisi Saray Vargas isimli bir çingene. Çingene dediğim için hemen yükselmeyin ablamız çingeneliğinden gerçekten gurur duyuyor ve çingenelik İspanya’da bizdeki gibi hakaret anlamında pek kullanılmıyor. Ama nasıl badass bir karakter anlatamam. La Casa De Papel deki dominantlığını alın 5 ile çarpın ve şahane bir seyir keyfine hazır olun. Başrolümüz ise Macarena Ferreiro isimli hanım hanımcık bir kızımız. Kendisini Maggie Civantos canlandırıyor. Küçük İsviçre isimli filmden tanıyan tanır. Başarılı ve güzel bir oyuncu olan hanım kızımızın canlandırdığı Macarena karakteri yanlış bir aşkın kurbanı oluyor ve saflığı yüzünden Cruz Del Sur hapishanesine düşüyor. Kader mahkumu triplerinden çıkamayan “Abi ben fazla kalmayacağım 2 güne çıkarım hiç bavullarımı açmayayım.” diyen kızcağızımızın başına gelenler ve bu çetin koşullara adapte olması sürecinde yaşadıklarını tek kelimeyle ENFES bir anlatımla izliyoruz. Eğer sizde benim gibi Nairobi ablamızın hatrına gelenlerdenseniz o zaman bir sürprizimiz daha var! La Casa De Papel’in son sezonunu izlerken bize az küfürler ettirmeyen Alicia Sierra karakterine hayat veren Najwa Nimri burada da karşımızda. Size şunu temin ediyorum bu karakteri izlediğinizde Najwa Nimri’ye karşı ya hayranlığınız oluşacak ya da hali hazırda olan hayranlığınız 100’e katlanacak. Oyunculuğunu her bölümde farklı bir çıtaya taşıyan ablamıza çıkarta çıkarta elimizde şapkalar bitti efenim. Sıfır abartı. Lübnan asıllı güzel oyuncumuz burada Zulema Zahir isimli müslüman bir karakteri canlandırıyor. Müslümanlığı tamamen doğduğu topraklardan geliyor. Ablamızın sicili bayağı bir kabarık ve de başrolümüz Macarena ile tahmin edersiniz ki daha ilk günden yıldızları uyuşmuyor ve bu ikilinin 4 sezon boyunca aralarında geçen olayları ağzınız açık “YOK ARTIK” lar havada uçuşarak izleyeceksiniz. Miniminnacık bir spoiler, zaten ilk bölümden göreceksiniz, Saray ve Zulema karakterleri kanka 🙂 Yan karakterler en başta “bu nasıl tip ya?” dedirtse de sonradan hepsini bağrınıza basıyorsunuz. Her telden çalan karakter mevcut. Baştan söyleyeyim. İlk 2 sezon inanılmaz akıcı. Devamında işler biraz duruluyor ancak dizi muhteşem ve çok ilginç bir finalle noktayı koyuyor. Evet dizimiz toplam 4 sezon ve bitmiş bir dizi. Ancak tadı damağında kalanlar olursa size küçük bir sürpriz, devam dizisi şuan çekiliyor ve ben bu yazıyı yazarken 5. bölümü çoktan yayınlandı bile. Vis A Vis: El Oasis isimli bu diziyle ilgili hiçbir bilgi vermek istemiyorum ve Vis a Vis i bitirmeden sakın siz de bilgi almayın çünkü inanılmaz büyük spoiler içeriyor asıl dizimizle ilgili olan seyir zevkinizi sekteye uğratabilirsiniz. Dizimiz kadınlar hapishanesinde geçtiği için bolca çıplaklık içermekte. Pek aile ile iç içe izlenebilecek bir dizi değil uyarayım. Söyleyeceklerim bu kadar, hapishaneyle ilgili dizileri seviyorsanız kaçırmayın, eğer sevmiyorsanız da buna mutlaka bir şans verin. Pişman olmayacaksınız. Bir sonraki yazıda Görüşmek üzere&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com/siddetle-degil-insan-gibi-oneriyoruz-vis-a-vis/">Şiddetle Değil, İnsan Gibi Öneriyoruz; Vis A Vis</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com">Senatsal</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu okumaya başladığınız yazı sitemize benim yazdığım ikinci yazı olacak ve tesadüf mü desem yoksa “adamlar yapıyor aga” mı desem bilemiyorum, yine İspanya yapımı şahane bir yapım hakkında olacak. Evet size biraz Vis A Vis ’den bahsetmek istiyorum. Bu yazıyı tamamen spoilersız yazmayı düşünüyorum çünkü bu güzel diziyle ilgili herhangi bir spoiler kırıntısı dahi almadan izlemenizi istiyorum.</p>



<p>Karantina günlerinde malumunuz hepiniz izleyecek bir şeyler arıyorsunuzdur. Uzun süredir 1-2 sezondan uzun dizilere takılmıyorum. Ancak La Casa De Papel ‘in yeni sezonunun ardından Nairobi karakterini canlandıran Alba Flores ablamıza kabaran aşkımızı fırsat bilen Netflix her fırsatta bu ablamızın da oynadığı Vis A Vis dizisinin afişini gözümüze soktuğu için merakıma yenik düştüm ve bir iki bölümcük izlerim dediğim diziyi (4 sezon) üzerinize afiyet bir oturuşta bitirdim efenim.</p>



<h2>Vis A Vis Dizisi Oyuncuları ve Karakterleri</h2>



<p>Dizimiz bir hapishanede geçiyor ve baştan söyleyeyim başrolümüz Alba ablamız değil. Kendisi <strong>Saray Vargas</strong> isimli bir çingene. Çingene dediğim için hemen yükselmeyin ablamız çingeneliğinden gerçekten gurur duyuyor ve çingenelik İspanya’da bizdeki gibi hakaret anlamında pek kullanılmıyor. Ama nasıl badass bir karakter anlatamam. La Casa De Papel deki dominantlığını alın 5 ile çarpın ve şahane bir seyir keyfine hazır olun.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/vis-a-vis-saray-vargas-karakteri.jpg" alt="Vis a Vis Saray Vargas karakteri" class="wp-image-199" width="520" height="390" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/vis-a-vis-saray-vargas-karakteri.jpg 600w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/vis-a-vis-saray-vargas-karakteri-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" /></figure></div>



<p>Başrolümüz ise <strong>Macarena Ferreiro</strong> isimli hanım hanımcık bir kızımız. Kendisini Maggie Civantos canlandırıyor. Küçük İsviçre isimli filmden tanıyan tanır. Başarılı ve güzel bir oyuncu olan hanım kızımızın canlandırdığı Macarena karakteri yanlış bir aşkın kurbanı oluyor ve saflığı yüzünden <strong>Cruz Del Sur</strong> hapishanesine düşüyor. </p>



<p>Kader mahkumu triplerinden çıkamayan “Abi ben fazla kalmayacağım 2 güne çıkarım hiç bavullarımı açmayayım.” diyen kızcağızımızın başına gelenler ve bu çetin koşullara adapte olması sürecinde yaşadıklarını tek kelimeyle ENFES bir anlatımla izliyoruz.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/vis-a-vis-macarena-ferreiro-karakteri.jpg" alt="Vis a Vis Macarena Ferreiro karakteri" class="wp-image-200" width="533" height="328" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/vis-a-vis-macarena-ferreiro-karakteri.jpg 730w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/vis-a-vis-macarena-ferreiro-karakteri-300x185.jpg 300w" sizes="(max-width: 533px) 100vw, 533px" /></figure></div>



<p>Eğer sizde benim gibi Nairobi ablamızın hatrına gelenlerdenseniz o zaman bir sürprizimiz daha var! La Casa De Papel’in son sezonunu izlerken bize az küfürler ettirmeyen <strong>Alicia Sierra</strong> karakterine hayat veren Najwa Nimri burada da karşımızda. Size şunu temin ediyorum bu karakteri izlediğinizde Najwa Nimri’ye karşı ya hayranlığınız oluşacak ya da hali hazırda olan hayranlığınız 100’e katlanacak. </p>



<p>Oyunculuğunu her bölümde farklı bir çıtaya taşıyan ablamıza çıkarta çıkarta elimizde şapkalar bitti efenim. Sıfır abartı. Lübnan asıllı güzel oyuncumuz burada Zulema Zahir isimli müslüman bir karakteri canlandırıyor. Müslümanlığı tamamen doğduğu topraklardan geliyor. </p>



<p>Ablamızın sicili bayağı bir kabarık ve de başrolümüz Macarena ile tahmin edersiniz ki daha ilk günden yıldızları uyuşmuyor ve bu ikilinin 4 sezon boyunca aralarında geçen olayları ağzınız açık “YOK ARTIK” lar havada uçuşarak izleyeceksiniz. Miniminnacık bir spoiler, zaten ilk bölümden göreceksiniz, Saray ve Zulema karakterleri kanka 🙂</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/vis-a-vis-alicia-sierra-karakteri.jpg" alt="Vis A Vis Alicia Sierra Karakteri" class="wp-image-201" width="520" height="292" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/vis-a-vis-alicia-sierra-karakteri.jpg 800w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/vis-a-vis-alicia-sierra-karakteri-300x169.jpg 300w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/05/vis-a-vis-alicia-sierra-karakteri-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" /></figure></div>



<p>Yan karakterler en başta “bu nasıl tip ya?” dedirtse de sonradan hepsini bağrınıza basıyorsunuz. Her telden çalan karakter mevcut.</p>



<p>Baştan söyleyeyim. İlk 2 sezon inanılmaz akıcı. Devamında işler biraz duruluyor ancak dizi muhteşem ve çok ilginç bir finalle noktayı koyuyor. Evet dizimiz <strong>toplam 4 sezon</strong> ve bitmiş bir dizi. Ancak tadı damağında kalanlar olursa size küçük bir sürpriz, devam dizisi şuan çekiliyor ve ben bu yazıyı yazarken 5. bölümü çoktan yayınlandı bile. <strong>Vis A Vis: El Oasis</strong> isimli bu diziyle ilgili hiçbir bilgi vermek istemiyorum ve Vis a Vis i bitirmeden sakın siz de bilgi almayın çünkü inanılmaz büyük spoiler içeriyor asıl dizimizle ilgili olan seyir zevkinizi sekteye uğratabilirsiniz.</p>



<p>Dizimiz kadınlar hapishanesinde geçtiği için bolca çıplaklık içermekte. Pek aile ile iç içe izlenebilecek bir dizi değil uyarayım. Söyleyeceklerim bu kadar, hapishaneyle ilgili dizileri seviyorsanız kaçırmayın, eğer sevmiyorsanız da buna mutlaka bir şans verin. Pişman olmayacaksınız. </p>



<p>Bir sonraki yazıda Görüşmek üzere&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com/siddetle-degil-insan-gibi-oneriyoruz-vis-a-vis/">Şiddetle Değil, İnsan Gibi Öneriyoruz; Vis A Vis</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com">Senatsal</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.senatsal.com/siddetle-degil-insan-gibi-oneriyoruz-vis-a-vis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Platform Film İncelemesi</title>
		<link>https://www.senatsal.com/the-platform-film-incelemesi/</link>
					<comments>https://www.senatsal.com/the-platform-film-incelemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[garfi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2020 16:26:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.senatsal.com/?p=68</guid>

					<description><![CDATA[<p>Durduramıyoruz efendim! Evet, İspanyol sinemasının yükselişini durduramıyoruz. Son yıllarda parmağını sürekli gözümüze gözümüze sokan, “Hey yavrum, Hollywood kimmiş?” dercesine işler çıkartan İspanyol sineması yine tarihi bir işe imza atmış. Orjinallik denildiği zaman aklıma gelen ilk filmlerden birisi “REC” olabilir. Bilenleriniz bilir bilmeyenleriniz için de tek kamera ile kameramanın gözünden çekilen ham görüntülerin oluşturduğu bir çekim tarzı ile yapılan bu film türünün güzel örneklerinden birisi. Neyse konumuzdan uzaklaşmadan sadede gelelim. Netflix geçen haftalarda “The Platform” isimli yine güzide İspanyol sinemasına ait bir yapımı seyircisiyle buluşturdu. Ama ne yapım! Sosyal medyayı çalkalayan bu filmle ilgili tonlarca yazılar yazıldı, sürüsüne bereket capslere konu oldu ve daha uzun bir sürede olacağa benziyor. Şimdi izleyip içinden “çok abartmadın mı?” diyenler elbette olacaktır ama düz mantık izlemek yerine farklı bakış açılarıyla düşündüğünüzde bu film bize inanılmaz katkılar sunuyor. Yazımızın bol spoilerlı bölümüne geçmeden önce filmi izlemeyenler için seyir keyfine zarar vermeyecek ancak ufak bir fikir sahibi olma adına kısaca bahsetmek istiyorum. Baş kahramanımız bir gün hapishaneyi andıran ve bir sürü kata sahip bir yapıda uyanır. Dış dünyayla herhangi bir bağınızın bulunmadığı bu yerde karnınızı doyurmak düşündüğünüzden daha zor olabiliyor. Bu cümleler dışında spoiler vermeden daha başka nasıl anlatabilirim bilmiyorum izlemediyseniz bir an önce izleyip yazımızın devamına ondan sonra devam etmenizi tavsiye ediyorum. Size önerim mutlaka orjinal dilinde yani İspanyolca izleyin çünkü karakterlerin kendi dillerinde duygularını yansıtışları ses tonlarına daha iyi işlemiş, altyazı seçeneği tabi sizin tercihiniz. SPOILER ALERT! Uyarımızı yaptığımıza göre gelelim fasulyenin nimetlerine. Filmle ilgili aklıma çivi gibi çakılan 2 şey var öncelikle buna katılanları yorumlarda görmek istiyorum. Trimagasi’nin sesiyle sürekli&#160; “Obvio” ve “Samuray-Plus” demesi. Kulaklarıma kazındılar resmen çıkmıyorlar! Neyse hikayemize dönelim. Film iki farklı açıdan ele alınabilecek çok ilginç bir hikayeye sahip. İlk bakış açısı çok somut düşünerek gördüklerimiz üzerinden yorumlamak. Ortada psikopat bir yönetim mevcut. Belkide açlık oyunları gibi bu sapık düzeni insanlara izleterek para kazanıyorlar kim bilir. Aşağıdaki insanların doğal içgüdülerinden beslenerek kendileri gibi psikopat müşterilerini tatmin ediyorlar. Gördüklerimizden değerlendirecek olursak filmde saçma bir ton şey çıkıyor karşımıza. Goreng deli mi? İnsan kendi isteğiyle böyle bir deliğe neden gelir? 600’den fazla insanı bir masa yemek nasıl doyurabilir? Küçücük çocuğun en alt katta işi ne? Nasıl hayatta kaldı? Goreng neden kızla birlikte yukarı gitmeyi seçmedi? Goreng’in kaldığı en alt dehliz gibi yerde neyin nesi? Platform hiçbir yere bağlı olmadan nasıl havada uçuyor, süzülüyor blah blah.. Bu bu şekilde daha çok uzatılıp kafa düdükleyebilecek tonla soruyla bizi başbaşa bırakan bir hikaye var karşımızda. Bu şekilde düşünürsek haklısınız, film süper bir fikrin berbat bir senaryoyla heba edilmesi gibi de gözükebilir. Gelelim ikinci ve daha soyut düşünerek elde edebileceğimiz ve “abi Netflix bayılıyor ucu açık filmler yapmaya yaaa, vakit kaybı bu film” cileri farklı düşünmeye itebilecek birkaç küçük teorimize. Bence bu filmde değerlendirmemiz gerekenler gördüklerimiz değil, görmediklerimiz. Goreng’in oraya gelişi veya finalde kurtulup kurtulmaması değil burada anlatılmak istenenler. İnsanlığın içinde kaldığı en büyük ikilemlerden birini çok güzel işlemiş bu film. Hayatta kalma arzusu ve toplumsal ahlak. Filmi izledikten sonra kendime sorup cevabını bir türlü alamadığım bir soru var. Varsayalım ki delikte uyandınız. Maalesef yemek yemenin neredeyse imkansız olduğu bir kattasınız. Yanınızdakini yediniz veya sağlam bir metabolizmanız olduğu için sadece su içerek 1 ayı geçirdiniz. Yeni ayda sizi yemeğe ulaşımın daha kolay olduğu bir kata çıkardılar. Şimdi ikilem şu; daha önce yokluğu gördünüz ve şuan varlık içindesiniz. Ancak sonra ki ay ne olacağı belirsiz. Bu durumda ne yapardınız? Yiyebildiğiniz kadar yiyerek sonraki aya kendinizi mi hazırlardınız yoksa önceki ay yaşadığınız şeyleri hatırlayıp başkalarıda yaşamasın diyerek sadece yetecek kadar mı yerdiniz? Eminim hemen hemen hepiniz sadece yetecek kadar yiyeceğini iddia ediyordur ancak denklemdeki belirsizlik yani önümüzdeki ay nerede olacağınızı bilmeme durumu o anı yaşarken size ahlaki açıdan bakmanızdan ziyade hayatta kalma arzunuzla hareket etmenizi sağlayacak. Günümüzde ki toplumun süper bir özeti değil mi? Trimagasi zaten kendisi direkt sistemi temsil ediyor. Bir şekilde çalışsın ama nasıl çalışırsa çalışsın. Aşağıdakiler aşağıda oldukları için onlarla konuşma, yukarıdakiler yukarıda oldukları için seninle konuşmazlar. E buda günümüzde hemen hemen hepimizin yaptığı bir davranış. Kendimizi başkalarından üstün görüp onu muhattap bile almamak. Baharat ve Goreng ikilisinden bahsetmek istiyorum birazda. Bu ikilinin girişimini hepimiz nefesimizi tutarak izledik. En yukarıdan en aşağıya kadar hemen hemen her sahnesinde bir gönderme vardı. Özellikle en alt katlarda birisi bi çanta dolusu parayla boş boş oturuyordu. Ona bir parça yemek attılar ve ardından adam tüm paralarını boşluktan aşağıya saçtı. Bu sahne üzerine siz biraz düşünün ödeviniz olsun. Şimdi ikilimizin 333. katta yaşadıkları sahnelerde hepimizde bolca soru işareti bırakmıştır. O çocuğun orada işi ne arkadaş? Nasıl oldu da bunca süre hayatta kalabildi? Bu konuda bir kaç teorim mevcut. Bende en ağır basan fikir ikilimizin aldıkları ağır yaralar sonucunda en alt katı göremeden kan kaybından öldüğü ve gördükleri kalan kısmın tamamen hayal ürünü olduğu. Evet biraz sığı bir düşünce ama kalan kısımı komple mantıklı hale getirdiği için hiç kafa yormadan kabul edilebilecek bir teori. Gelelim ikinci fikire; çocuk gerçekten var ve Panna Cotta bu kızımızın en sevdiği yemek. Şimdi bu düşünce üzerine biraz daha yoğunlaşalım. Goreng içeri girmeden önce “favori yemeğiniz nedir?” diye sorulmuştu ve bunun menüye ekleneceği belirtilmişti. Hatırlarsanız Goreng bir sahnede favori yemeğini yani salyangozu görüp şaşırmıştı başkaları tarafından yenilmemiş olmasına. Bu mantıkla düşünecek olursak eğer oradaki 666 kişinin hepsi için 1 çeşit yemek olmalı. Mesela pastamız dev gibiydi dimi? O pasta belki 50 kişilik, yani muhtemelen 50 kişinin en sevdiği yemek olarak menüde 50 porsiyonluk bir pasta var. Eğer herkes kendi favori yemeğini tercih edip 1 porsiyon yese herkesi hayatta tutacak kadar yemek mevcut olmalı. Pekala yemek meselesini az buçuk kafamızda oturttuk diyelim, kız çocuğuda var dedik. E neden Goreng yukarı çıkmamayı tercih etti? Tercih etti diyoruz çünkü Goreng en alt kattayken Trimagasi’nin telkini üzerine bu kararı veriyor ama tabi ki aslında konuşan kendi bilinci. Yani hür iradesiyle yukarı çıkmamayı seçiyor. Burada anlatılmak veya verilmek istenen mesajda şu olabilir, durum ne olursa olsun çocuklar daima birşeyleri değiştirebilecek güce sahiptir. Evet, filmle ilgili kendi düşüncelerim bunlar. Daha farklı teorileriniz varsa bizle paylaşmanızı dört gözle bekliyoruz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com/the-platform-film-incelemesi/">The Platform Film İncelemesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com">Senatsal</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Durduramıyoruz efendim! Evet, İspanyol sinemasının yükselişini durduramıyoruz. Son yıllarda parmağını sürekli gözümüze gözümüze sokan, “Hey yavrum, Hollywood kimmiş?” dercesine işler çıkartan İspanyol sineması yine tarihi bir işe imza atmış. Orjinallik denildiği zaman aklıma gelen ilk filmlerden birisi “REC” olabilir. Bilenleriniz bilir bilmeyenleriniz için de tek kamera ile kameramanın gözünden çekilen ham görüntülerin oluşturduğu bir çekim tarzı ile yapılan bu film türünün güzel örneklerinden birisi. Neyse konumuzdan uzaklaşmadan sadede gelelim. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-ispanyol-sinemasi.jpg" alt="The Platform - İspanyol Sinemasının En Güzel Örneklerinden Biri" class="wp-image-72" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-ispanyol-sinemasi.jpg 1000w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-ispanyol-sinemasi-300x162.jpg 300w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-ispanyol-sinemasi-768x415.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption>The Platform &#8211; İspanyol Sinemasının En Güzel Örneklerinden Biri</figcaption></figure>



<p>Netflix geçen haftalarda “<strong>The Platform</strong>” isimli yine güzide İspanyol sinemasına ait bir yapımı seyircisiyle buluşturdu. Ama ne yapım! Sosyal medyayı çalkalayan bu filmle ilgili tonlarca yazılar yazıldı, sürüsüne bereket capslere konu oldu ve daha uzun bir sürede olacağa benziyor. Şimdi izleyip içinden “çok abartmadın mı?” diyenler elbette olacaktır ama düz mantık izlemek yerine farklı bakış açılarıyla düşündüğünüzde bu film bize inanılmaz katkılar sunuyor. </p>



<p>Yazımızın bol spoilerlı bölümüne geçmeden önce filmi izlemeyenler için seyir keyfine zarar vermeyecek ancak ufak bir fikir sahibi olma adına kısaca bahsetmek istiyorum. Baş kahramanımız bir gün hapishaneyi andıran ve bir sürü kata sahip bir yapıda uyanır. Dış dünyayla herhangi bir bağınızın bulunmadığı bu yerde karnınızı doyurmak düşündüğünüzden daha zor olabiliyor. </p>



<p>Bu cümleler dışında spoiler vermeden daha başka nasıl anlatabilirim bilmiyorum izlemediyseniz bir an önce izleyip yazımızın devamına ondan sonra devam etmenizi tavsiye ediyorum. Size önerim mutlaka orjinal dilinde yani İspanyolca izleyin çünkü karakterlerin kendi dillerinde duygularını yansıtışları ses tonlarına daha iyi işlemiş, altyazı seçeneği tabi sizin tercihiniz. </p>



<h2 class="has-text-align-center">SPOILER ALERT!</h2>



<p>Uyarımızı yaptığımıza göre gelelim fasulyenin nimetlerine. Filmle ilgili aklıma çivi gibi çakılan 2 şey var öncelikle buna katılanları yorumlarda görmek istiyorum. Trimagasi’nin sesiyle sürekli&nbsp; “Obvio” ve “Samuray-Plus” demesi. Kulaklarıma kazındılar resmen çıkmıyorlar! Neyse hikayemize dönelim. Film iki farklı açıdan ele alınabilecek çok ilginç bir hikayeye sahip.</p>



<p>İlk bakış açısı çok somut düşünerek gördüklerimiz üzerinden yorumlamak. Ortada psikopat bir yönetim mevcut. Belkide açlık oyunları gibi bu sapık düzeni insanlara izleterek para kazanıyorlar kim bilir. Aşağıdaki insanların doğal içgüdülerinden beslenerek kendileri gibi psikopat müşterilerini tatmin ediyorlar. Gördüklerimizden değerlendirecek olursak filmde saçma bir ton şey çıkıyor karşımıza.</p>



<p>Goreng deli mi? İnsan kendi isteğiyle böyle bir deliğe neden gelir? 600’den fazla insanı bir masa yemek nasıl doyurabilir? Küçücük çocuğun en alt katta işi ne? Nasıl hayatta kaldı? Goreng neden kızla birlikte yukarı gitmeyi seçmedi? Goreng’in kaldığı en alt dehliz gibi yerde neyin nesi? Platform hiçbir yere bağlı olmadan nasıl havada uçuyor, süzülüyor blah blah.. Bu bu şekilde daha çok uzatılıp kafa düdükleyebilecek tonla soruyla bizi başbaşa bırakan bir hikaye var karşımızda. Bu şekilde düşünürsek haklısınız, film süper bir fikrin berbat bir senaryoyla heba edilmesi gibi de gözükebilir. </p>



<p>Gelelim ikinci ve daha soyut düşünerek elde edebileceğimiz ve “abi Netflix bayılıyor ucu açık filmler yapmaya yaaa, vakit kaybı bu film” cileri farklı düşünmeye itebilecek birkaç küçük teorimize. Bence bu filmde değerlendirmemiz gerekenler gördüklerimiz değil, görmediklerimiz. Goreng’in oraya gelişi veya finalde kurtulup kurtulmaması değil burada anlatılmak istenenler. İnsanlığın içinde kaldığı en büyük ikilemlerden birini çok güzel işlemiş bu film. Hayatta kalma arzusu ve toplumsal ahlak. Filmi izledikten sonra kendime sorup cevabını bir türlü alamadığım bir soru var. </p>



<p>Varsayalım ki delikte uyandınız. Maalesef yemek yemenin neredeyse imkansız olduğu bir kattasınız. Yanınızdakini yediniz veya sağlam bir metabolizmanız olduğu için sadece su içerek 1 ayı geçirdiniz. Yeni ayda sizi yemeğe ulaşımın daha kolay olduğu bir kata çıkardılar.</p>



<p>Şimdi ikilem şu; daha önce yokluğu gördünüz ve şuan varlık içindesiniz. Ancak sonra ki ay ne olacağı belirsiz. Bu durumda ne yapardınız? Yiyebildiğiniz kadar yiyerek sonraki aya kendinizi mi hazırlardınız yoksa önceki ay yaşadığınız şeyleri hatırlayıp başkalarıda yaşamasın diyerek sadece yetecek kadar mı yerdiniz? </p>



<p>Eminim hemen hemen hepiniz sadece yetecek kadar yiyeceğini iddia ediyordur ancak denklemdeki belirsizlik yani önümüzdeki ay nerede olacağınızı bilmeme durumu o anı yaşarken size ahlaki açıdan bakmanızdan ziyade hayatta kalma arzunuzla hareket etmenizi sağlayacak. Günümüzde ki toplumun süper bir özeti değil mi? </p>



<p>Trimagasi zaten kendisi direkt sistemi temsil ediyor. Bir şekilde çalışsın ama nasıl çalışırsa çalışsın. Aşağıdakiler aşağıda oldukları için onlarla konuşma, yukarıdakiler yukarıda oldukları için seninle konuşmazlar. E buda günümüzde hemen hemen hepimizin yaptığı bir davranış. Kendimizi başkalarından üstün görüp onu muhattap bile almamak.  </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-replik-1024x497.jpg" alt="The Platform Replik" class="wp-image-73" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-replik-1024x497.jpg 1024w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-replik-300x146.jpg 300w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-replik-768x373.jpg 768w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-replik-1536x746.jpg 1536w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-replik-1140x553.jpg 1140w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-replik.jpg 1673w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Baharat ve Goreng ikilisinden bahsetmek istiyorum birazda. Bu ikilinin girişimini hepimiz nefesimizi tutarak izledik. En yukarıdan en aşağıya kadar hemen hemen her sahnesinde bir gönderme vardı. Özellikle en alt katlarda birisi bi çanta dolusu parayla boş boş oturuyordu. Ona bir parça yemek attılar ve ardından adam tüm paralarını boşluktan aşağıya saçtı. Bu sahne üzerine siz biraz düşünün ödeviniz olsun.  </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-baharat-goreng.jpg" alt="The Platform - Baharat ve Goreng" class="wp-image-82" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-baharat-goreng.jpg 773w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-baharat-goreng-300x146.jpg 300w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-baharat-goreng-768x373.jpg 768w" sizes="(max-width: 773px) 100vw, 773px" /><figcaption>The Platform &#8211; Baharat ve Goreng</figcaption></figure>



<p>Şimdi ikilimizin 333. katta yaşadıkları sahnelerde hepimizde bolca soru işareti bırakmıştır. O çocuğun orada işi ne arkadaş? Nasıl oldu da bunca süre hayatta kalabildi? Bu konuda bir kaç teorim mevcut. Bende en ağır basan fikir ikilimizin aldıkları ağır yaralar sonucunda en alt katı göremeden kan kaybından öldüğü ve gördükleri kalan kısmın tamamen hayal ürünü olduğu. Evet biraz sığı bir düşünce ama kalan kısımı komple mantıklı hale getirdiği için hiç kafa yormadan kabul edilebilecek bir teori. </p>



<p>Gelelim ikinci fikire; çocuk gerçekten var ve Panna Cotta bu kızımızın en sevdiği yemek. Şimdi bu düşünce üzerine biraz daha yoğunlaşalım. Goreng içeri girmeden önce “<strong>favori yemeğiniz nedir?</strong>” diye sorulmuştu ve bunun menüye ekleneceği belirtilmişti. Hatırlarsanız Goreng bir sahnede favori yemeğini yani salyangozu görüp şaşırmıştı başkaları tarafından yenilmemiş olmasına. Bu mantıkla düşünecek olursak eğer oradaki 666 kişinin hepsi için 1 çeşit yemek olmalı. Mesela pastamız dev gibiydi dimi? O pasta belki 50 kişilik, yani muhtemelen 50 kişinin en sevdiği yemek olarak menüde 50 porsiyonluk bir pasta var. Eğer herkes kendi favori yemeğini tercih edip 1 porsiyon yese herkesi hayatta tutacak kadar yemek mevcut olmalı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img src="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-sonu-1-1024x434.jpg" alt="The Platform Sonu" class="wp-image-79" srcset="https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-sonu-1-1024x434.jpg 1024w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-sonu-1-300x127.jpg 300w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-sonu-1-768x326.jpg 768w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-sonu-1-1536x652.jpg 1536w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-sonu-1-1140x484.jpg 1140w, https://www.senatsal.com/wp-content/uploads/2020/04/the-platform-sonu-1.jpg 1881w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption> </figcaption></figure>



<p>Pekala yemek meselesini az buçuk kafamızda oturttuk diyelim, kız çocuğuda var dedik. E neden Goreng yukarı çıkmamayı tercih etti? Tercih etti diyoruz çünkü Goreng en alt kattayken Trimagasi’nin telkini üzerine bu kararı veriyor ama tabi ki aslında konuşan kendi bilinci. Yani hür iradesiyle yukarı çıkmamayı seçiyor. Burada anlatılmak veya verilmek istenen mesajda şu olabilir, durum ne olursa olsun çocuklar daima birşeyleri değiştirebilecek güce sahiptir.</p>



<p>Evet, filmle ilgili kendi düşüncelerim bunlar. Daha farklı teorileriniz varsa bizle paylaşmanızı dört gözle bekliyoruz.        </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com/the-platform-film-incelemesi/">The Platform Film İncelemesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.senatsal.com">Senatsal</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.senatsal.com/the-platform-film-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
