The Good Place Dizi İncelemesi
Dizi

The Good Place Dizi İncelemesi

Geçenlerde arkadaşımın önerisiyle bu diziye başladım. Hiç beklemezdim ama bir sitcom türü diziden beklenmeyecek bir akıcılığa sahip. Benim için en beklenmedik olan ise bu dizinin anlatmak istediği bir konusu vardı. Elle tutulur ve üstüne düşünebileceğiniz bir konuyu sitcom türü bir dizide işleyip bu kadar iyi yedirebilmek zaten ancak Michael Schur üstadımızın kalemine yakışırdı. İsmen tanımayanlarınız için belirtmekte fayda var kendisi aynı zamanda The Office ve Parks & Recreation gibi işlere de imza atmış bir beyefendidir.

Diziden biraz bahsetmek gerekirse, Eleanor Shellstrop (Kristen Bell) komik bir kaza sonucu ölüp ahirete giden bir vatandaşımızdır. Gittiği yerin adı “Good Place” (İyi Yer) olarak geçiyor ve burayı yönetende Michael (Ted Danson) isimli sonsuz bir varlık olan -artık melek mi dersiniz ilahi bir nur topu mu isimlendirmek size kalmış- ahiret mimarıdır. (Michael karakterinin isminin Michael Schur’dan geldiğini düşünmek çokta abes kaçmaz sanırım, buda çok hoşuma giden bir detay olmuştu) Ancak ortada bir problem vardır. Eleanor kesinlikle buraya ait olamayacak karakterde bir kişi olduğu için buraya nasıl geldiğine dair en ufak bir ipucu yoktur.

The Good Place

Hikayemiz aşırı basit gibi duruyor evet. Ancak işin içine girdikten sonra inanılmaz akıcı hikayesiyle durum öyle yerlere geliyor ki hayretlerden hayretlere koşup, Michael Schur’a şapka çıkartmadan edemiyorsunuz. Buradan sonra bahsedeceklerim tamamıyla SPOILER içermektedir. Diziyi izlemediyseniz devam etmenizi tavsiye etmiyorum. Çünkü sadece gülmek için değil hikayesi içinde izlenebilecek bir dizi.

The Good Place – Spoiler Alert

Evet uyarımızı yaptık ve umarız ki izlememiş olanlarınız buna uyar çünkü hikayesi gerçekten çok iyi işlenmiş. İlk başta dikkatimi çeken şeylerden birisi Eleanor’un mevzusu eğer bir Türk dizisi olsaydı en aşağı 2-3 sezon uzatıla uzatıla bir hal edilirdi. Her ne kadar yabancı bir yapım olsa dahi ben sezon finalinden önce Eleanor’un “Good Place” e ait olmadığının ortaya çıkmasını hiç beklemiyordum. Michael Schur bizi bu konuda şaşırtarak 6. bölüm gibi kısa bir sürede bu mevzuyu uzatmak istemiyor ve ak koyun kara koyun ortaya çıkıyor. Özellikle diziye sonradan başlamış ve 4 sezon sürdüğünü görenlerdenseniz, “Ee geri kalan bölümlerde ne oluyo o zaman” diyerek daha da merakımızı kamçılıyor. Jason (Manny Jacinto)’ın Budist bir keşiş olmadığının ortaya çıkması daha hazmedememişken çaaat diye bir de her şey ortaya dökülüyor.

Dizinin ilk bölümleri aslında bize bazı konularda gerçek “Good Place” in orası olmaması ihtimaline dair sinyal çakıyordu. Bir kere en başta gerçekten ahiri bir mekanın sistemi bir değil iki kez hata yapmış ve günah dolu iki ruhu “Good Place” e alabilir mi diye düşünüyorsunuz. Daha sonra Tahani karakteri karşınıza çıkageliyor ve Eleanor’un Tahani (Jameela Jamil) için yaptığı karakter çıkarımı kesinlikle doğru. Böyle kompleksli bir karakterin burada işi ne? Chidi karakterinin ise bütün hayatını bomboş bir kitap ve kararsızlıklarla dolu geçirdiğini görüyoruz.

Evet dizi birçok yerde bize göz kırpmış ama elbette Eleanor’un durumu farkedip söylemesi hepimizde “aaaaaaaaaaa, doğruuuuu” etkisi yapmıştır. Allah aşkına arkadaş tamam küçükken belki bir çoğumuz danino meyveli yoğurtlarına çubuk sokup dondurup yedik ama Michael (dizideki) her yere dondurulmuş yoğurtçu açmak nedir, kim çakmaz bu durumu orada belli bir süre geçirdikten sonra. Hele ki ben “Good Place” diye adlandırabileceğim bir yerde en azından bir hamburgerci, pizzacı veya kebapçı gibi gerçek hayatta fazlasının zararlı ama orada çatlayana kadar yiyebileceğimiz yerlerin olmasını beklerdim. Tamam Janet (D’Arcy Carden) sen istediğinde şaak diye getirebiliyor ama insanın önce gözü doyacak.

Janet karakteri ile ilgili burada sayfalar dolusu şiirler yazsak, metiyeler düzsek gene sevgimizi anlatamayız. D’Arcy Carden’ın dünyaya gelme sebeplerinden birisi bu karaktere muazzam iyi bir yaklaşım ile hayat vermek olmalı. Michael Schur’un özellikle bu karaktere has oluşturduğu replikler gerçekten çok sempatik geldi bana. Jason ile aralarında sürekli geçen artık sanki bir sevgi cümlesine dönüşen “ben kız değilim (I’m not a girl)” demesi bile çok güzel bir nüsans olmuş. Bir de Kötü Janet var tabii kendisi evlere şenlik. Gaz çıkartma meselesine tam bir tepki veremiyorum ne olmuş ne olmamış diyebiliyorum ama varlığı bile o bölümü şenlendirmeye yetiyor. Jason ve Janet’in evlenmesini sadece o bölümlük bir mevzu diye düşünüyordum ancak adam o kadar yakışıklı ki resmen ilahi bir varlığı kendine aşık etmiş oldu.

Bence her zor durumda kalan çift birbirine aşık olmalı kafası artık eskidi. Şimdi linç yemek uğruna söylemeliyim ki ben Chidi ve Eleanor çiftini çok yakıştıramadım. Bana daha çok birbirini çok seven iki arkadaş olabilirler izlenimi veriyorlardı ki bir sürede öyle devam etti ama bir klişeyi daha yaşatarak bunu aşka çevirdiler. Gerekli miydi? Bence hayır. Çok sırıttı diyemem ama kafamda oturtamadım.

Yargıç! Bayıldık bu karaktere bayıldık. Yargıç’ ın karşısına gelen vakaları ve onlara verdiği tepkileri işleyen bir dizi başlıca çekilse hiç sıkılmadan izlerim. Karakterlerimizin ilk tanışma anında bir dürümü yargıç sanmaları “e ahiretteyiz her şey olabilir” mantığıyla bence gayet iyiydi. Tabii ahirette böyle bir varlığın nasıl olacağını bilemeyiz ama bu yargıç adeta yan komşunuz Neriman. Takip ettiği bolca dizisi var. Şakacı ve anaç tarafıysa sanki biraz da “kim olursan ol gülümse ve şefkatli ol” gibi bir alt metin barındırıyor.

Dizide verilmek istenen çok fazla sosyal mesaj ve gönderme var. Bunlar açıkçası herkesin kendi içinde yorumlayabileceği biraz özel yorumlar. Bunlardan şahsen çok bahsetmek istemiyorum ancak Michael Schur’ u farklı bir bakış açısı ile düşünmeye ittiği için tekrar tebrik ediyorum! Eğer bu yazıyı izlemediğiniz halde okuduysanız merak etmeyin daha dizinin içinde bahsetmediğim birçok sürpriz sizi bekliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir